26 Mart 2014 Çarşamba

Oyun ve psikolojik etkileri



Oynanan oyunların psikolojik etkileri hepimizin hayatında kendini az da olsa gösteriyor. Oyun,  insanların gelişiminde önemli bir etken, olmazsa olmazlardan, fakat oyundan kastımız ne?
Uzman Pskolog Derya Gülterler,sanal oyunların psikolojik ekileri, oyunun insan hayatındaki yeri ve sosyalleşme süreci hakkındaki sorularımızı yanıtladı. Oyun terapi çalışmaları yapan Gülterler,Klinik Psikolog.

                                                                               Oyunlar insanların yaşamını ne yönde etkiliyor?
Uzman Psikolog Derya Gülterler

“Oyun,  özellikle hem yetişkin hem çocuk için ihtiyaçtır ama özellikle çocuğun dilidir.  Çocuğun bütün ifade biçimi oyun üstünden gelişir.  ‘Onun ne oynadığı, nasıl oynadığı, ne düşündüğü, ne yaşadığı, aklından neler geçtiği, bu günlerdeki derdi’ hepsini oyunun üstünden anlatır. Kendini  oyunun üstünden gerçekleştirir. Yani zorlandığı şeyleri oyun üstünden pratik yapar ve sonrasında üstesinden gelir. Oyunun içerisinde ne varsa dış dünyaya yönelik bir atıftır.Yetişkin içinse, bir terapi, eğlence ve rahatlama... Öteki yandan da çocuğunkine çok benzeyen,  bütün savunmaların devre dışı kaldığı tamamıyla kendi içerisinde ne varsa kontrolsüzce ortaya koyabildiği bir alandır oyun. Aslında herkesin hayatında bir ihtiyaçtır”


Sanal dünyadaki oyunlar gerçek dünya ile ilişkilendirilebilir fakat bu iki dünyayı birbirine karıştırmak beklenmeyen sonuçlara yol açabilir. Oyun oynamaktan kastımız; kişinin gelişimini olumlu yönde etkilemek ve sanal oyunların dozunu iyi ayarlayabilmektir.
Sanal dünya ile gerçek dünyayı ayırmak konusunda Derya Gülterler:

 “Sanal dünya ile gerçek dünyayı ayırt edememek ayrı bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Sanal dünya ile gerçek dünyanın sınırlarının tamamen ortadan kalkması durumunu psikiyatrik süreçte görürüz. Onun dışında sağlıklı olan her birey  sanal ile gerçeği ayırt edebilir. O yüzden oyun saati bittiği anda, oyundan ayrıldığınız noktada gerçek yaşama geri dönmeniz gerekmektedir. Etkileri olur fakat iki dünyayı birbirinden ayıramamak  ileri derecede  psikiyatrik zorlukların yaşandığı durumlarda görülür” şeklinde konuştu.

Tehlike oluşturuyor mu?  

Peki online oynanan oyunlar, Playstation oyunları gibi oyunlar insanın psikolojik durumunu ne yönde etkiliyor? Tehlike oluşturuyor mu? Konsol oyunlarının kişiyi ne yönde etkilediğini az çok hepimiz biliyoruz fakat bu tür oyunların normal oyun oynamaktan çok daha fazla haz verdiğini de biliyoruz. Önemli olan şey oyunun içeriği ve ne ölçüde oynanadığı ve hangi yaş grubunda oynanadığı diyen Uzman Psikolog Deya Gülterler;

“Her oyun birbiriyle aynı özellikleri taşımıyor. Yaratıcı bir oyun, grup oyunlarının ve  birebir temasın olduğu oyunların özellikleri benim ilk yaptığım oyun tanımını yansıtıyordu. Fakat sanal oyunlar, her türlü teknolojik oyunlar ‘buna sadece internet üzerinden dahil olanlar değil’ Playstationlar, PSP oyunlar her türlü konsol oyunları Ipad’lerdeki, bilgisayarlar da ki oyunlar çok farklı süreçte işlemeye başlıyor. Çünkü karşınızda gerçek bir kişi olmayabiliyor.  Ya da sanal ortamda kendini farklı tanıtan insanlarla farklı şekilde tanıştığınız bir ortam olabiliyor.Bunun bağımlılık yapan tarafı diğer oyunlardan farklı olarak aslında  çok hızlı dürtülere yanıt veriyor olmasıdır. Yani çok hızlı geri dönüşler alıyorsunuz. Farklı biri olabiliyorsunuz.  Doyurulmamış duyguların özelikle bizim için cinsellik ve şiddet duyguları çok baskılanan yönlerimiz diye geçer. Onların açığa çıktığı havalandığı bir ortam internet oyunları ya da diğer bilgisayar oyunları. Kendimiz olmaktan çıkarak var olduğumuz oyunlar. Aslında bu yönde tehlike oluşturuyor ve bu yönde bağımlılık yapabiliyor. Aksi halde  bu duyuları açığa çıkarma şansınız yok. Kendiniz olmaktan  çıkıp başka bir şeyin arkasına gizlendiğinizde hemen açığa çıkabiliyorlar” ifadelerini kullandı.
Uzman Psikolog Derya Gülterler

Tüm bunlarla beraber ruhsal gelişim ve sosyalleşme durumunu da değerlendiren Derya Gülterler şunları söyledi:

“Ruhsal gelişimin etkilenmesi ne sıklıkta ve hangi içerikte oynandığına bağlıdır. Çocuklar için 18 yaş grubuna kadar olan kısımda  ve özellikle 3 yaşın altına biz ne televizyon ne tablet yani teknolojik olan hiç bir şeyin çocuğun hayatında olmaması gereken şeyler olduğunu söylüyoruz. Bu dönemde psikolojik gelişimini bütünüyle  etkileyebilecek unsurlar. O yüzden önermiyoruz. 3 yaşın üstündeyse  şiddet içermeyen oyunlar öneriyoruz.
Neden? Kendin olmaktan çıkıp sosyalleşmeyi etkiliyor olması sebebiyle. Dış dünya ile gerçek bir iletişimin kopmaya başlıyor olması sebebiyle. Kendini farklı biri gibi yorumlandırması sebebiyle. Bu yüzden dışarıdan gerçek oranda alabileceğin malzemeyi engellediği için oyunun yoğunluklu olması problem  oluşturuyor . Bir örnek vermem gerekirse; çocuk bütün gün oyunun başında olduğunda annesi  babası ile iletişimi yok, gerçek arkadaşla birebir bir araya gelme şansı yok telefonda konuşmayı bile bilmiyor. Sanal bir ortamda sadece dürtü doyumuna hizmet eden bir yetişkin olmaya başlıyor. Bu yönüyle de tehlike oluşturuyor"

 Kaçış yolu

"Çocukların böyle teknolojik oyunlara yönelmesi aile için bir kaçış. Çünkü  aksi halde ailedeki bireyler kendilerini sürekli çocukla ilgilenmek zorunda hissediyor. Aileler bir şekilde çocuklarını oyun başına oturtmayı kendilerine vakit ayırmak olarak görüyor. Böylece aile tarafından uyarı almayan  çocuklar oyuna bağımlı hale gelebiliyor. Öte yandan eğer bütün bu teknolojik aletler belirli bir sınırda kullanılırsa tabiki sosyalleşilebilinir. Bütün teknolojiyi kötülemek  bize bir şey kazandırmaz. Fakat sosyalleşmek derken neyi ne kadar kullanacağının ayırımına varamazsanız sosyalleşmek hayal ürününden ibaret olur. Ama oyunun içeriği ile ilgili yaşına uymayan bir materyal varsa  ve bir saati aşan düzeyde  kullanılıyorsa işte o zaman zararları devreye giriyor. Hiç hayatlarında olmamalıdır gibi bir şey demiyoruz tabiki.  Bu çağ da işlevsiz olacaktır"
                                                     Hazırlayan: Şükran Yalçın

19 Mart 2014 Çarşamba

Bağımlısı olursun

   En az 5 saat

İnsanın davranışlarından biri yeni çıkan bir nesneye ya da kendisine zarar verebilecek durumda olan şeye karşı bağımlılıktır. Gariptir ki insan; kendisinin bağımlı olarak adlandırılmasından rahatsız olsa bile bu süreci devam ettirir. Bu durumdaki ısrar, değişik sonuçlara yol açabilir.
  Playstation oynamanın sonucu olarak da Playstation kafeler ortaya çıkmıştır. İnsan, belirli bir süre oynadıktan sonra bağımlılık kazanmış ve vaktinin çoğunu kafeler de geçirmeye başlamıştır. Bende bu bağımlılık sürecini işlemek için Playstation kafe işletmecilerine birkaç soru yönelttim.


Ortak sonuç ise şu: Her gün gelen müşterilerin olduğu ve en az 5 saat oynadığı. Dış dünyaya kendilerini kapatıp sadece oyuna odaklandıkları gerçeği.   Oyunun başından kalkmak istememeleri. Öyle ki arkadaşlarının çağırmalarına bile kulak asmayacak kadar bu oyunu ciddiye alan bağımlılar mevcut. Bu oyunun onlar için önemli olması ve bağımlılık derecesine kadar ilerlemesi pekte önem taşımıyor. Çünkü bu durum onlar için bir aktivite. 



Playstation kafeye gittiğimde 13- 14 yaş aralığındaki çocukları görmekte mümkün 30 35 yaş aralığında yetişkinleri de. Bu oyunun bir yaş sınırlaması yok. Kafe sahipleri internet kafeler gibi ‘ belirli bir yaşın altını almıyoruz’  uygulamasına gitmemişler. Amaç insanların eğlenmesini sağlamak ama her şeyin fazlasının zarar olduğu gibi bu oyunlarında fazlası bağımlılık sürecini tetiklemektedir.



Bağımlıyım

 Bağımlı olan birini bulmak istedim ve Playstation kafelerden birine girip sorduğumda bana arka kısımdan birini gösterdiler. Kafe sahibi adının Yasin Kılıç, Playstation bağımlısı olduğunu ve benim sorularımı yanıtsız bırakmayacağını söyledi. Ama komiktir ki benimle konuşurken bile elinden oyun konsolunu bırakmadı.
“ 8 yaşımdan beri oynuyorum. 34 yaşımdayım ve sürekli oynuyorum. Günde ortalama 4 saat oynuyorum bazen 6 saati de bulabiliyor arkadaş ortamında diyor. Kendimi bağımlı olarak tanımlayabilirim.
 Çalışıyorum aynı zamanda, işimi etkiliyor, uykusuz kalabiliyorum sırf bu oyun için. Benim tüm sosyal hayatım Playstation oyunları olmuş durumda. Gezip tozmak bana pek zevk vermiyor artık” şeklinde konuştu.

Yasin Kılıç


  Oyunu kaybettikten sonra ise sözlerine şu ifadelerle devam etti:

 “Kaybetmekte var kazanmakta. Ama kaybedince daha çok hırslanıp tekrar oynamak istiyorum.  Hatta evime de Playstation aldım ama kafe de oynadığım için evde çok nadir oynuyorum. Zaten işten geldiğimde yorgun oluyorum ve tek başıma oynamak istemiyorum. Kendimi Playstation kafe de buluyorum böylece hem arkadaşlarımla buluşmuş oluyor hem de oyunumu oynamış oluyorum. Benim için sosyal bir aktivite. ”




Hazırlayan: Şükran Yalçın

12 Mart 2014 Çarşamba

Konsol savaşı ne demek?

 
Konsol savaşları denildiğinde kiminin aklına oyunlarla ilgili şeyler geliyor, kiminin ise hiç bir şey.  Fakat rekabetin olduğunu herkes az çok anlayabiliyor. Oysaki çok az insan oyun konsollarının insanlar tarafından rekabete dönüştürülüp bu adı aldığını bilmiyor.
   Playstation oynayan insanlar neden ve niçin  oynuyorlar? Ne tür oyunlar  oynuyorlar?  Bu sorular aslında konsol savaşlarının zeminini oluşturuyor. Çünkü konsol oyunlarında bile belli bir gruplaşma söz konusu. Ya 'PES' ,  'FİFA' denilen oyun türleri ya da 'dövüş oyunları'  tercih ediliyor.
Detaylar video haberde...
Hazırlayan: Şükran Yalçın

7 Mart 2014 Cuma

Değişen oyun kültürü

Oyunlar ve insanlar… Oynarken bir nebze de olsa dış dünyadan kendini soyutlamayı başarıp, sanal dünya da bir deve dönüşenler…

Playstation nedir?
Sony firmasının bir ürünü olan Playstation, oyun konsollarının ilkidir. Bu adı aldığı için insanlar Playstation içindeki oyunların adını söylemek yerine genelde ‘Hadi Playstation oynayalım’ demişlerdir. Bu yanlış hitap, aslında içindeki oyunları kastetmekten doğmuştur.  Oyun konsolu olarak 1994 de çıkmıştır. Playstation, görüntüyü aktarabileceğimiz bir televizyon ya da Playstation oyun konsoluyla oynanır. Aksesuarlar; güç kablosu, görüntü kablosu, Joystick (kumanda kolu) ve hafıza kartı şeklindedir.  Playstation oyun konsolunda çıkan ilk oyunlardan bazılarının isimleri şunlardı: Gran Trismo, Crash,  C12. Oyunlar verdiği titreşim etkisiyle sanal gerçekliği somut hisse dönüştürmekteydi ve bu da oyunların insanlar tarafından daha çok istenilir hale gelmesini sağladı.

Oynar mısın benimle?

  Oyun oynamak insanın doğasında var. Önceden bez bebeklerimizle, oyuncak arabalarımızla, mahallemizde saklambaç, yakar top oynayarak gerçekten belirli bir doyuma ulaşıyorduk. Birlikte hareket etmeyi öğreniyor iletişim kurarken daha rahat olabiliyorduk. Fakat zaman değişti, teknoloji değişti, insanlar değişti…  O eski oyun kültürümüz saflığını yitirip bambaşka bir boyut kazandı. Tek bir tuşa basarak çaba sarf etmeden tatmin olan insanlar olmaya ve saatlerce televizyon ekranının başında oyun oynayarak vakit geçirmeye başladık. En iyi arkadaşımız o küçücük kutuya sığabilen oyunlarımız oldu. Hal böyle olunca oyunlarda teknolojiyle harmanlanarak daha yaratıcı hale geldi. Futbol oynamak istediğinde, sokakta bir oynamak yerine oturduğun yerden oynayabilir bir duruma geldin. Hem de gerçek hayatta yapamadığın hareketler sana sanal dünya da çocuk oyuncağı gibi gelmeye başladı. İnsanların tatmin olduğunu gören oyun kuruluşları bu fırsatı iyi değerlendirdi.

Türkiye pazarında 3 dev

 Türkiye pazarının oyun konsolu sektöründe üç firma öne çıktı.
  • X Box ( MICROSOFT )
  • Wii   ( NINTENDO )
  • Playstation  ( SONY )

 Bu üç kuruluş kendi içerisinde ve birbirleriyle rekabet içerisindeydiler. Böylece yeni oyunlar ve farklı kitlelere hitap etme durumu ortaya çıktı. Fakat şu bir gerçek ki; Türkiye de bu üç firma içerisinden en tutulanı Playstation oldu  ve ürünlerinin 1, 2, 3, 4 şeklinde versiyonları da mevcut.  İnsanlar Playstationun içerisindeki oyunlara bağımlı hale gelmeye başladıkça, oyunların etki alanı hızla yayıldı ve neredeyse Türkiye nüfusunun çoğunluğu Playstation oynar hale geldi.  Çünkü oyun konsolları olarak adlandırılan Playstation, insanlar için ev ortamında oynanabilen ve taşınabilir konsol olmak üzere 2 ye ayrıldı. Bu seçeneklerle insanlar hem gezerken de oynayabildi hem de evde dinlenirken.

   Enerjilerini bu tür oyunlar oynayarak atmaya çalışan genellikle erkekler… Çünkü çıkarılan oyunlar daha çok onlara yönelik, savaş ve futbol oyunları… Önceden internet daha yaygın değilken insanlar internet kafelere gidiyordu ve her sokakta internet kafeler açılmaya başlamıştı. Playstation da pahalı bir cihaz olduğu için insanlar evlerine bu oyun konsolunu alamadılar. Böylece tıpkı internet kafeler gibi Playstation kafeler var olmaya başladı. Bu oyunun gerçekten tutkunları belli bir para karşılığında evine de bu Playstation cihazını aldı. Sonuç ne oldu?  Aynı fikre sahip olan insanlar bir araya geldi ve oyun oynamaya başladı. İster kafeler de isterlerse de evlerinde. Tek başlarına zevk almamaya başlayan insanlar farkına varmadan turnuvalar düzenlemeye başladı. Bu turnuvalar illa tanıdık insanlarla oynama şartını da barındırmıyordu üstelik. Yabancı insanlarla da oyun oynayabiliyorlardı. Böylece online oyun sistemi yerleşmiş oldu.
 Öğrenciler başta olmak üzere burada oyun oynamaya gelen insan sayısı bir hayli fazla.  İş; oyun oynama olayından çıkıp daha çok ‘kim daha iyi kim daha kötü’  rekabetini barındırarak turnuvalara doğru uzandı.



Hazırlayan: Şükran Yalçın