21 Mayıs 2014 Çarşamba

Lise türlerine göre oyun oynama süreleri

Son hafta incelemek istediğim konu ise konsol oyunlarının yaşa, cinsiyete ve okul tercihlerine göre dağılımı. Okullar ile ne alaka demeyin çünkü konsol oyunlarının oyuncularının büyük bir kısmı lise öğrencileri. Geçen haftalarda da değinmiştik. Okuldan kaçıp oyun oynamaya giden lise öğrencileri vardı. Bu lise öğrencileri hangi tür liseye gittiklerine göre de oyun oynama saatleri değişiyor. Grafik ile anlatmaya çalışacağım bu haberimi  Alman şirketi olan MPFS ( Medienpädagogischer Forschungsverbund Südwest)' nın   yaptığı analizle destekleyeceğim. Ayrıca İstanbul'un en iyi Anadolu liselerinden biri olan Pertevniyal Lisesi'i öğretmenlerinden Muhammed Çoban, Cengiz Yalçın, Burhanettin Korucu'nun bu konu hakkındaki görüşlerine yer vereceğim.


 Bu firma birçok araştırma yapmaktadır ancak bizim ele aldığımız kısım ise JIM-Studie kısmıdır. Bu kısımda gençliğin İnternet başında ya da oyun konsollarının başında çok vakit geçirmesini ele alarak bir çıkarımda bulunulmuştur.  Bu analiz  12-19 yaş aralığı  arasında yapılmaktadır ve  ele aldığımız grafik 2008 yılına aittir.
Grafik bizlere kız- erkek , 12-19 yaş aralığı ve gittiği okul türüne göre günde konsolların yada bilgisayarların karşısında kaç dakika harcandığını anlatmaktadır.


Açık yeşil olan çubuklar Pazartesi-Cuma günleri arasında günlük  oynanan oyun sürelerinin cinsiyete   dağılımını göstermektedir. Koyu yeşil olan çubuklar ise Cumartesi-Pazar günleri konsolların yada bilgisayarların başında geçirilen dakikaları göstermektedir.
Yukarıdan aşağıya baktığımızda;
  Gesamt: (toplam) hafta içi 74 dakika ( günlük ), hafta sonu 94 dakika ( günlük) geçirildiğini anlatmaktadır.
·         Mädchen: ( kızların) hafta içi 47 dakika ( günlük ), hafta sonu 55 dakika ( günlük )
Jungen: ( erkeklerin ) hafta içi 91 dakika. (günlük ), hafta sonu 120 dakika (günlük)
·         12-13 Jahre: ( 12-13 yaş aralığı ) hafta içi 66 dakika. Hafta sonu 83 dakika.
·         14-15 Jahre: ( 14-15 yaş aralığı ) hafta içi 71 dakika. Hafta sonu 91 dakika.
·         16-17 Jahre: ( 16-17 yaş aralığı ) hafta içi 78 dakika, hafta sonu 104 dakika.
·         18-19 Jahre: (18-19 yaş aralığı ) hafta içi 81 dakika,  hafta sonu 99 dakika
·         Hauptschule: ( düz lise ) hafta içi  93 dakika, hafta sonu 107 dakika.
·         Realschule: ( Anadolu liseleri ) hafta içi 77 dakika, hafta sonu 96 dakika.
·         Gymnasium: ( Fen liseleri) hafta içi 65 dakika , hafta sonu 88 dakika.
 Görüldüğü üzere; hafta içi daha az oyun oynanmakta hafta sonu daha çok vakit harcanırken erkeklerin daha meyilli olduğunu görebiliyoruz. Önemli olan diğer bir husus ise liselere göre dağlımı. Çünkü en çok oyun oynama kapasitesi düz lise öğrencilerine ait.
Bu durumu değerlendiren Muhammed Çoban şu konuların altını çizdi:
" Grafikte de görüyoruz. Türkiye' de böyle bir araştırma yapılsa pek inanan çıkmaz hatta komik karşılanabilirdi. Fakat şu bir gerçektir ki; ergenler yani daha lise çağında olan gençler oyuna çok meraklı. Okula konsol getirdiklerini görmüşlüğüm var. Tabi düz lisede çalışırken. Fakat burası çok bilindik bir Anadolu lisesi ve öğrenciler buraya belirli bir puan karşılığında tercih ederek girebiliyor. Puanlarda bir hayli yüksek. Bu yüzden öğrenci daha küçük yaşta ailesinden öğrendiği kadarıyla aklı başında ve ne istediğini bilerek geliyor. İstedikleri iyi bir üniversite"
Sol:Muhammed Çoban, Orta:Cengiz Yalçın,  Sağ: Burhanettin Korucu 

 İzin var istek yok

 Burhanettin Korucu: "Kızlar ve erkekler zaten farklı yapıya sahip olduklarından ilgi alanları da farklı oluyor. Erkekler daha çok oyunlara yöneliyor tabi ki kızlarda oynayabilir ama nedense konsol oyunları dediğinde hep erkekle özdeşmiş oyunlar geliyor akla tıpkı futbol gibi. Ama Anadolu lisesinde kız ya da erkek ya da yaş üzerinden ayırım yapmak pek doğru olmaz çünkü bizden her türlü oyuna izin var fakat öğrencilerimizde istek yok" dedi. Öğrencilerini çok sıkmadan çok da serbest bırakmadan doğruya iletme amacı güden öğretmenler bu konuda pek endişe duymuyor.
 Bu sözlerimi destekleyen cümleler ise Cengiz Yalçın'dan geldi:
" Öğrencilerimizin akıllarının oyunlara kayıp, dersleri ihmal etme gibi bir durumla karşı karşıya kalmıyoruz. Ama aynı durumu düz liselerde söyleyemem tabi onlar zaten barajı zar zor geçmiş olan öğrencilerden oluşuyor ve amaç lise mezunu olabilmek. Hangi lisede okuduğun önemli bu konuda"

Grafik ve araştırma çalışmalarıyla ilgili detaylı bilgiyi aşağıdaki linkte bulabilirsiniz...


                                                      Hazırlayan: Şükran Yalçın



14 Mayıs 2014 Çarşamba

Pahalıya patlar

Ne kadar ekmek o kadar köfte

Oyun sektöründen, konsollardan, rekabetlerden konuştuk. Bu oyun konsollarının -hatta oyunların- pahalı olduğundan, bu yüzden de Playstation kafelerin varlığından bahsettik. Peki oynadığımız, bağımlısı olduğumuz oyunların tanıtım filmleri ne kadar?
Bana ne demeyin. Çünkü oyunu oynamak maliyetli, satın almak maliyetli... Böylece ne kadar ekmek o kadar köfte mantığı devreye giriyor. İyi bir oyun ise pahalı ve insanların ilgisini çekmek için de pahalı bütçeli tanıtım filmleri yapılıyor. Düz mantık...
Çetin Tüker

 Mimar Sinan Üniversitesinde Yardımcı Doçent olarak eğitim vermekte olan Çetin Tüker Oyun grafikleri ve animasyon alanında çalışmalar yapıyor ve Türkiye de 2001- 2005 yılları arasında yapımı tamamlanmış 'Pusu' adlı oyunda da çalışmalarda bulunmuş. Bu sektörü daha iyi tanıyan Tüker'le kısa bir röportaj gerçekleştirdik.





Röportajın ikinci kısmında ise;  Pusu adlı oyunun yapımında çalışırken edindiği tecrübelerinden, çalışma saatlerinin uzunluğu ve zor sürecinden bahseden Tüker; oyun pazarının Türkiye'de pek getirisi olmadığını bununla ilgili çalışmaların yapıldığını fakat sonuca ulaşılamadığını vurguladı.

                                            

    Hazırlayan: Şükran Yalçın

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Şiddet ve oyun

Şiddet, kendini oyunlarda da göstermeye başladı.  Bu hafta özellikle değinmek istediğim konu, şiddet içeren oyunların çocukları nasıl etkilediği. Bu ister bilgisayar oyunları olsun,  ister konsol oyunları olsun çocukların davranışlarını şekillendirdiği  bir gerçek, üstelik saldırgan davranışları da körüklüyor
Her pazar TRT okul kanalında 'kendimi tanıyorum' programını yapan, psikolog eğitmen olan ve aynı zamanda da Doğan Cüceloğlu ile birlikte çalışan Polat Doğru; 'şiddet ve oyun' konusu hakkında sorularımızı cevapladı. 
Polat  Doğru

Şiddet nedir ?

 Şiddet kavramı, en geniş tanımıyla gücün, kuvvetin, otoritenin ve üstünlüğün kötüye kullanımı ile ortaya çıkan sınır ihlalidir. Aslında şiddete bakmak için önce oyunlarla ilgili duruma bakmak lazım. Hem playstation hem de diğer oyunlarla ilgili genel anlamda bir alışkanlık yönetimi gerekiyor. Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günlük hayattan kopacak kadar ciddi bir noktaya geliyor ve Türkiye dışında birçok ülkede bununla ilgili tedavi alanları açılmaya başlandı. Yani şiddet ve oyun meselesine gelince oyunların içerisindeki şiddet yavaş yavaş oyuncunun kafasındaki şiddet düşüncesini normalleştirmeye başlıyor. Sen şiddet göstermekle ilgili insani bir rahatsızlık duyarken bundan rahatsızlık duymayacak hale gelmeye başlıyorsun ve gerçek yaşamla ilişkide kopmaya başlıyor süre artmaya başladığında. Şiddeti gösterme konusunda da bir sıkıntı duymamaya başlıyorsun.



Şiddet oyuna nasıl entegre ediliyor?

Hikâye hep aynı hikâye. Yani günlük yaşamda yapamayacağın, ulaşılması zor, senin açından gerçekleştirilmesi problemli ne varsa;  bütün oyunların içerisine ekledikleri hikâyeler onlar. Saatte 200 km koşabiliyorsun, 700 km ile araba kullanabiliyorsun, uzaydan atlıyorsun hiçbir şey olmuyor,  büyü yapabiliyorsun, 500 tane takla atıp kaplanla savaşabiliyorsun mesela. Bunlara baktığın zaman, bunların hepsi gerçek üstü durumlar. Hiç biri normal yaşantıda yapabileceğin şeyler değil. Bütün yapman gereken basit bir joystick becerisi geliştirmek ve o geliştirdiğin beceriyle orada sıra dışı dünyaya entegre olmak.

 Şiddet bu dünyanın çok ciddi unsurlarından bir tanesi. Çok kolay sahiplenilen aynı zamanda çok kolay uygulanabilen unsurlarından bir tanesi ve gerçek yaşamdan koparmaya başlıyor insanı belli bir süre sonra. Böyle olduğu zamanda oluşturduğu tehlike şu olmaya başlıyor: Sen bir zaman sonra neyin gerçek, neyin yanlış,  neyin doğru,  neyin bu hayatla ilgili ya da bu hayatla ilgili olmadığını yitirebilir hale geliyorsun eğer henüz o noktada değilsen. Özellikle çocuklar için konuşuluyor bu hikâye. Çünkü 20 - 24 yaşına kadar beyin henüz akıllıca karar verme ile ilgili alanları geliştirmiş değil. Beyin bazı bölümleri ikinci gençliği geçtikten sonraki dönemde gelişmeye başlıyor.



Şiddet içeren oyunlar çocuklara hangi açıdan tehlike oluşturuyor?

Çocuklar, oynadıkları şiddet içerikli oyunların zararının farkına varamıyorlar, büyük haz alarak bu tür oyunları oynuyorlar. Oyun eşliğinde bir ideoloji de yükleniyor çocuklara. Şiddet oyunları, alıştıra alıştıra bir düşünceyi aşılamanın en basit yollarından biri haline gelmiş durumda.
 Cinayet işlemeyi, ölmeyi, öldürmeyi, kısacası şiddeti bir oyun gibi algılayan çocuklar oluyor. Yani cinayeti oyun olarak algılıyorlar. Oyunları hazırlayanlar, çocukluklarının sınırları içinde kalarak bu olayı gerçekleştiriyorlar. Bu sınırları da belirleyen şiddet içerikli oyunlar oluyor. İşte bu yönden tehlike oluşturuyor. Çünkü suça meyilli çocuklar yetişmiş oluyor. 

Bu durumda ailenin duruşu nasıl olmalıdır ve nasıl bir tavır içerisinde olmalıdır?

Ailenin tavrı nasıl olması gerekiyor konusuna da gelince; bu durum yaş grubuna göre değişir yani ailede küçük yaş birey varsa, baba ortamı yönetebiliyor olması lazım.  ‘Bu çocuk neden oyun oynamak zorunda hissediyor kendini? ‘ diye farkında olması lazım. 7-8 yaşındaki çocuk Playstation başından kalkmıyorsa, o zaman aile olarak sizin yanlış yaptığınız bir şey var orada demektir.  Çocuğunuz oyun oynamayı sizinle vakit geçirmeye tercih edebilecek bir çocuksa;  bilgisayarın başında yahut konsolun başında oturuyorsa siz bir şeyi eksik yapıyorsunuz demektir.Bunun için bir psikologla görüşülebilir, aile seminerlerine katılınabilir. Çocuğunuzla ilişkiyi geliştiremediğiniz zaman çocuk kendini nerede güçlü,  nerede anlamlı hissediyorsa oraya doğru gitmeye başlayacaktır. Bu yüzden aile anlayışlı ve dikkatli davranmalıdır.

Televizyon...
 Bilgisayar oyunları ya da Playstation oyunlarının bu kadar çekici olmasının bir başka nedeni de televizyonlardır. Televizyon tek taraflı bir iletişimdir. Televizyondan sana doğru bir bilgi akışı var geriye doğru giden hiçbir şey yok, feedback yok ama oyunlarda feedback var ve çok anlık. Yani senin verdiğin tepkiye yapay bir zekâ karşılık veriyor hesaplanmış  bir şekilde ama çok geniş bir havuzun içinden bir tepki verir. Dolayısıyla sen zor bir iletişim içerisindeymişsin gibi bir duygu yaşarsın. Bir yandan da ilgini çeker oynamak istersin. 

 Şimdi şunu düşün:  Modelleme yapayım,  iletişim içerisinde olayım, benim tavrıma tepki versinler,  bana yakın davransınlar dediğinde aslında bunları kimden bekliyor çocuk? Normalini kimden alabilir?  Tabi ki aileden alabilir, almadığı zaman bir yerden doyurmak durumundasındır  bunlar ihtiyaç çünkü.Aile önemlidir çocuğun doğru yetiştirilmesinde.